Korku ve Nefret

 “Çok yalnızım” diyor yüksek sesle ve evin sessizliği, sözcükleri kanı emen pamuk gibi içine çekiyor.


Sessizliği bir korunma şekli olarak ortaya çıktı ama geçen yıllarla birlikte bir baskı unsuruna dönüştü; yönettiği değil, onu yöneten bir şey oldu. Artık istese de çıkış yolu bulamıyor. Dört yanı buzdan kapkalın duvarlarla, tabanlarla, tavanlarla çevrili küçük bir su damlasının içine hapsolmuş gibi hissediyor. Bir çıkış olduğunun farkında ama alet edevattan yoksun; tırnaklarıyla buzun kaygan yüzeyini tırmalıyor çaresizce.

Bazen yalnızlığı kafasına kakılmamış olsa, yaşadığı hayatın garip ve kabul edilemez bir tarafı olduğuna dair telkinler almasa, hiç yalnızlık çeker miydi merak ediyor. İnsanlar ona arzulamayı aklına bile getirmediği, sahip olabileceğini hiç düşünmediği şeylerin yokluğunu hissedip hissetmediğini soruyorlar.

Bir grup yalnızlığının bir tercih değil, mecbur kaldığı bir durum olduğunu düşünerek onun adına üzülüyor.

Diğer bir grup ise yalnızlığının tercih olduğunu bilerek yetişkinliğin temel yasalarından birini çiğnemesi nedeniyle ona öfkeleniyor.

Peki yalnızlığını azaltmak için neleri göze alabilir?

Bir insanın yakınlığı için, bunca özenle inşa edip koruduğu her şeyden vazgeçebilir mi?

Aşağılanmaya göğüs germeye ne kadar hazır?

Bilmiyor, cevabını öğrenmekten korkuyor.

Bir yanda bildiği her şey ve musluk damlaması kadar biteviye, yalnız fakat güvenli, kendisine zarar verebilecek her şeye karşı zırhlı olduğu olağan hayatı.

Diğer yanda ise dalgalar, fırtınalar, sağanaklar, heyecan: aklı erdiğinden bu yana kaçınmak için uğraştığı, yokluklarıyla hayatındaki rengi çeken tüm o şeyler.

Hayalinde kollarından başlayıp bacakları, göğsü, boynu, yüzüyle devam ederek bütün etlerini kestiğini, sırf kemikten ibaret kaldığını, hayatını kemikten ayakları üzerinde dolaşan, nefes alan, göğüs geçiren bir iskelet gibi sürdürdüğünü canlandırıyor.

O kadar yalnız ki bazen bir tomar kirli çamaşır gibi göğsüne çöküyor yalnızlığı. Bu duyguyu öğrenmişken unutması mümkün değil.

Korku ve nefret; korku ve nefret…

Bazen hayatında yalnızca bir tek bu ikisi varmış gibi geliyor. Kendinden başka herkesten korku, kendindense nefret.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yabancı

18 Ay...

Sürekli Devinim, Sürekli Özveri...