Yabancı
"İnsanların dünyasında kendimi hep bir yabancı gibi hissettim. Onların neşeli kahkahaları, birbirlerine sarılmaları, sıradan sohbetleri… Bütün bunlar bana o kadar uzak ki, sanki başka bir gezegenden gelmişim gibi. Onların arasında dolaşırken, sürekli bir rol oynuyorum; bir palyaço, bir soytarı, bir sahtekâr. Gülümsüyorum, çünkü gülümsemem gerekiyor; konuşuyorum, çünkü sessiz kalırsam fark edilecek. Ama içimde, derinlerde, bir fırtına var. Bu fırtına, ne olduğunu tam olarak bilmediğim bir korku, bir utanç, bir eksiklik hissi. İnsanlar bana baktığında, sanki içimdeki bu boşluğu görebilecekler diye korkuyorum. Onların gözlerinde kendimi görüyorum: bir hiç, bir gölge, bir yalan. Belki de asıl korkum, onların bunu fark etmemesi. Çünkü o zaman, bu maskeyi sonsuza dek taşımak zorunda kalacağım.
Çocukken, bu hissin geçeceğini sanırdım. Büyüdükçe, insanların nasıl yaşadığını, nasıl sevdiğini, nasıl mutlu olduğunu öğrenebileceğimi düşünürdüm. Ama büyüdükçe, bu boşluk sadece derinleşti. İnsanların neşesi, benim için bir bilmece; onların sevgisi, benim için bir yanılsama. Aşk dedikleri şey, bir anlık bir teselli, bir anlık bir unutuş. Ama sonra, her şey yeniden başlıyor: aynı utanç, aynı korku, aynı yalnızlık. Bazen, kendimi bu dünyadan tamamen koparmak istiyorum; bir dağın tepesine çıkıp, orada tek başıma, kimsenin beni görmediği bir yerde yaşamak. Ama biliyorum ki, bu bile bir kaçış olmayacak. Çünkü asıl düşman, dışarıda değil, içimde. Ve ondan kaçmanın bir yolu yok."
Yorumlar
Yorum Gönder