Beni anlamıyorlardı. Zararı yok. Zaten beni, daha kimler anlamadı.”
“Beni anlamıyorlardı. Zararı yok. Zaten beni, daha kimler anlamadı.” Oğuz Atay - Korkuyu Beklerken İnsanın anlaşılma arzusu, en temel ihtiyaçlarından biridir. Çünkü anlaşılmak, yalnızca sözlerimizin duyulması değil, duygularımızın ve düşüncelerimizin derinden hissedilip özümsenmesidir. Kimi zaman kendimizi defalarca ifade ederiz. Aynı sözleri, aynı duygularla dile getiririz. Fakat her seferinde, sesimiz karşılıksız kalır. Duygularımız karşı duvara çarparak geri döner. Anlatmak isteriz, ama karşımızdaki duyamaz; hissettirmek isteriz, ama karşımızdaki hissedemez. Bu tekrar eden deneyimler önce içimizde bir kırgınlık yaratır. Zamanla, sessiz bir kabullenişe dönüşür. Bu kabulleniş, artık kelimelerin yorgun düştüğü noktadır. Beklentilerden arınmış, kendi içine çekilmiş bir ruhun halidir. Bu noktada insan, dışarıdan beklediği anlayışı kendi içinde bulmaya çalışır. Belki de anlaşılmamanın getirdiği sessizlik, gerçek benliğin sesini duymak için bir fırsattır.