İçimdeki duyguları bilmiyordu...

 İçimdeki duyguları bilmiyordu.

Ona bazı kötü duygularımdan söz ettim.

Tam da düşündüğü gibiymiş.

İnsanlık işte bu yoldan, yani benim gibi, tam hissettiğim gibi davranırsa kurtulacakmış.

Dünyanın sonu gelmiş gibi hissediyordum.

İkimiz artık dünyanın sonuna gidebilirdik.

Yerleri sildim bir süre, sabunlu bezlerle.

Gene de bir leke, çok hafif de olsa bir dalga, bir gölge kaldı taşların üstünde.

O kadar uğraştım çıkaramadım.

Tam adamını buldunuz diye söyleniyordum.

Yere baktım: Bu lekeyi ya da dalgayı ya da gölgeyi taşın üstünden silebilmek uğruna herkesi öldürmeye, bütün dünyayı yok etmeye hazırdım.

Ondan sonra bütün işlerimi yoluna koyardım; bütün küçük dertlerimi, daha önce aptalca bir dar görüşlülük yüzünden gözümde büyüttüğüm zavallı sıkıntılarımı toz ederdim. Bunları hep yüksek sesle söyledim. İşte ne mal olduğum ortaya çıkmıştı. İşte savaşmadan yenilmiştim. Fakat zararı yoktu: Bütün korkaklar gibi hem ölüyordum, hem diriliyordum. Onyüzbin canlı olmuştum. Gülümsedim. Neden?

Evet, şuna gülümsemiştim: Artık yalnız kalacağıma göre, kimse artık benim yüksek sesle ya da içimden düşündüğümü bilemeyeceğine göre, bundan sonra her şey bana nasıl geliyorsa öyleydi. Yüksek sesle de düşünürdüm; istediğim kadar korkar, istediğim kadar ölürdüm. Siz kaybettiniz anlıyor musunuz?

Burada çürüyeceğim işte.

Hayatımı iyi incelemediniz. Yanlış hesap!

Bir işi de sonuna kadar götür, ölmezsin diyenler!

Belki de ölürdüm.

Belki de ölmemek için, hiç bir işin sonuna kadar gitmiyordum.

Ben bir saksı çiçeği olarak kuruyup gidiyorum.

Çiçeklere bakmasını bilmediğim gibi, kendime bakmasını da bilmiyorum. Ben, yalnızlığı istemekle suçlanıp yalnızlığa mahkûm edildim. Bu karara bütün gücümle muhalefet ediyorum. Ben yalnızlığa dayanamıyorum. Düşüncelerimin doğruluğunu ölçmekten yoksun kaldım artık. Kimsenin gözünde, anlattıklarımın yansımasını göremiyorum artık. Her şeyi unutuyorum artık. Ne ıstırap çekmeyi, ne de gerçekten korkuyu öğrenebildim.

Ölümü bekliyorum. Bu arada vaktimi boş geçirmemek için okuyorum.


Kendi ölümünü başkalarının zihninde şu şekilde hayal etmeyi istedi;

Bir söylentiye göre, sol tarafına saplanan bir ağrı yüzünden hayata gözlerimi yumdu.

Oğuz Atay

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yabancı

18 Ay...

Sürekli Devinim, Sürekli Özveri...